Yahyalı Yemekleri

Yarı-göçebe yaşantıyı, yaylacılık şeklinde kısmen devam ettiren Yahyalı'da, karasal iklimin de kültüre yansıdığını görürüz. Yahyalı halkı hamurlu yiyeceklere düşkündür. Başta bazlama olmak üzere börek çeşitleri, kahvaltı sofralarının vazgeçilmez yiyecekleridir. Kış hazırlığı, kadınlar arasında adeta yarışa dönüşür. Hamur işi hazırlıkların yanısıra meyve ve sebzeler de kurutularak veya konserve şeklinde, bir dizi işlem sonucu kışlık yiyecek olarak depolanır. Ayrıca ilkbaharda yeni çıkan dağ bitkilerinden yemlik, kuzukulak,çiriş,cırtlık, övelek, mantar vs. toplamak da Yahyalı insanı içinbir gelenek haline gelmiştir. Aynı şekilde sonbaharda kuşburnu, kızılcık, narpız gibi bitkilerden yararlanılır.

Arabaşı

Hamur için gerekli malzemeler:Kapsamına göre miktarı ayarlanan un, tuz,su araç olarak da tepsi, tencere vs.
Çorba için gerekli malzemeler:Büyük tencere dolusu su, yarım kilogram salça, bir kase un, bir kase yağ, bir adet tavuk veya hindi, 6-7 adet acı biber, yeterli miktarda toz biber ve tuz.
Hamurun yapılışı:Büyük tencereyle su kaynatılırken, içerisine azar azar dökülen un, oklava ile devamlı çırpılır. Ye- terince tuz atılır, hamur kulak memesi yumuşaklığına gelincekadar oklava ile karıştırılır. Ateşte 5-6 dakika pişirildikten sonra sinilere dökülür. Hamurun sinideki kalınlığı iki santimetreyi geçmez. Hamur soğumaya terkedilir.

Çorbanın yapılışı:Büyük bir tencerede su kaynatılır. İçine yeterince tuz ve acı, yeşil biber atılır. Daha sonra tavada meyhanesi hazırlanır. Yarım kase yağ eritilir, içerisine un konulur, pembeleşinceye kadar kavrulur. İçerisine salçası konulur. Bir-iki dakika daha kavrulduktan sonra su ile özenir ve çorbanın üzerine dökülür. Pişmiş olan tavuk parça parça çorbanın içerisine konulur, çorbanın suyu yaklaşık 90 dakika kaynatılır. Artık çorbamız servise hazırdır.

Hamur sinisinin ortasına çorba tasının sığacağı kadar yer açılır. Tas buraya yerleştirilir, çorba sıcak ve devamlı olarak servis yapılır. Kaşıkla kesilen hamur parçası,çorba suyuna batırılarak çiğnenmeden yutulur.

Arap aşının Araplar'la bir ilgisi olmayıp tamamen soğuk karasal iklim yiyeceğidir. Yozgat ve Sivas haricinde Anadolunun hiçbir yerinde bilinmeyen bu yöresel orta yemeğinin asıl adı "ara aşı"dır.

Boranı
Malzemesi: Bir demet kuzukulağı(eşkimen), biraz nohut, fasulye ve yarma. Yapılışı:Kuzukulağı otları temizlenip haşlanır. Sonra kuzukulağı süzdürülür ve parçalara ayrılır.Süzgeçten geçirilerek üzerine biraz nohut, fasulye ve yarma katılıp kaynatılır. Ateşten indirilir ve servis yapılır.

Bulamaç
Malzemesi:Mısır unu, yağ ve tuz.
Yapılışı:Tencereye su konur. Kaynayan suya yavaş yavaş mısır unu dökülürlken sürekli karıştırılır. Bu arada tuz ila- ve edilir, koyulaşıncaya kadar pişirilir. Üzerine yağ dökülerek servis yapılır.

Bulgur aşı
Malzemesi:Bulgur, yağ, soğan, tuz ve salça.
Yapılışı:Tencerede yağ eritilirken ince doğranmış soğan- lar da pembeleşinceye kadar kavrulur. Salça ilave edilir,içe- risine bulgur katılarak kavurma işlemi biraz daha sürdürülür. Yeteri kadar su konur, tuz eklenir. Yarım saat kadar kaynatıldıktan sonra üzerine nane serpilir ve servis yapılır.

Cilbir
Malzemesi:Bol miktarda soğan,biraz et,yağ, salça ve tuz.
Yapılışı:Büyük bir tavada yağ eritilir. İnce doğranmış soğanlar pembeleşinceye kadar kavrulur. Salça ilave edilir, kuşbaşı doğranmış etler eklenerek kavurma işlemi sürdürülür. Yeteri kadar su konur, tuz eklenir, yarım saat kadar pişiril- dikten sonra servis yapılır.

Çete ovalaması
Malzemesi:Ufalanmış yufka,iki baş soğan, bir kaç salata- lık, çökelik, maydonos, kırmızı toz biber ve tuz.
Yapılışı: Ufalanmış yufka ekmek parçaları sulanarak içe risine soğan doğranır. Çökelik, maydonos, doğranmış salatalık kırmızı toz biber birbirine katılarak karıştırılır.Küçük sık- maçlar halinda tabağa dizilir ve servis yapılır. Bu yiyecek, ekmek kırıntılarının israfını önler.

Çiriş
Malzemesi:Çiriş otu ve süt.
Yapılışı:Süt önce bir kapta kaynatılır. Temizlenmiş ve ince doğranmış çiriş otu kaynayan süte dökülür. İiyice pişirildikten sonra servis yapılır.

Erişte pilavı
Malzemesi:Erişte,yağ ve tuz.
Yapılışı:Saç üzerinde kavrulan erişte kaynamakta olan suya dökülür. Bir süre kaynatıldıktan sonra kevgirde süzülür.Üzerine eritilmiş yağ gezdirilir ve servis yapılır.

Et bezdirmesi
Malzemesi:Kıyma,düğü(ince bulgur), toz biber,karabiber, yağ,soğan,maydonoz ve tuz.
Yapılışı:Kıyma bir kap içerisine konur. Düğü,toz biber, karabiber,yağ, tuz,maydonoz ve soğan karıştırılarak yoğrulur. Daha sonra dibekde döğülür ve yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılır.Elle üzerine bastırılarak yağlanmış tepsiye dizilir. Fırında pişirilerek servis yapılır

Gısır köfte
Malzemesi:Un,düğü,kıyma,salça,tuz ve su.
Yapılışı:Düğü su ile iyice ıslatılır. İçine kıyma katılarak küçük beziler haline getirilir. Atrı bir kapta su ile salça karıştırılarak kaynatılır. Daha önce yapılan yuvarlak köfteler bu suyun içine atılarak yaklaşık yarım saat kaynatı- lır. Köftelerin dağılmamasına özen gösterilir.Sıcak olarak tabaklarda servis yapılır.

Kesme mantı
Malzemesi:Bir miktar kesilmiş mantı, bir diş sarımsak, biraz yoğurt, bir miktar kıyma, yağ, salça ve su.
Hamurun hazırlanışı:Bir kaba un ve yeterince tuz atılarak sertçe yoğrulur. Yumruk büyüklüğünde bezmeçler (bezi) ok- lava ile açılarak yaklaşık 5 cm.eninde kesilir.

Yapılışı:Su iyice kaynatılır. Önceden kesilen hamur suya bırakılır, köpüğü geçene kadar kaynatılır ve süzüldükten son- ra üzerine soğuk su dökülür. Başka bir kaba bir diş sarımsak ve yoğurt özenir. Özenen bu yoğurt mantının üzerine dökülür ve karıştırılır. Bir tava içinde hazırlanan yağ,kıyma ve sal- çadan oluşan sos üzerine bir bardak su eklenerek tekrar kaynatılır. Bu hazırlanan karışım mantı üzerine dökülerek servis yapılır.

Sarma mantı
Malzemesi:Hamur,kıyma, salça, sarımsak, tuz,yağ, yoğurt ve su.
Yapılışı:Hamur oklava ile yufka haline gelinceye kadar açılır. 2x2 cm. ebadında kare şeklinde kesilir. Kesilen bu hamurun içine kıyma konularak sarılır. Mantılar tepsi üzeri- ne dizilir ve başka kapta kaynamış olan su, mantının üzerine dökülerek tekrar kaynatılır. Kaynamış olan mantı ateşten indirilir ve üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Daha sonra bir tavaya yağ konur ve eritilir. Tavanın içerisine salça ve kıy- ma katılarak kavrulur. Kavrulan bu karışım mantının üzerine sıcak olarak dökülür ve servis yapılır.

Keşkef
Malzemesi:Bir miktar yarma,iki baş soğan,yağ, salça,su.
Yapılışı:Bir tencere içerisinde su kaynatılır.Sonra yar- ma dökülerek tekrar iyice kaynatılır. Kaynadıktan sonra su süzülerek, bir kenarda bekletilir. Tavaya biraz yağ konur ve üzerine iki baş soğan doğranır. Soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Kavrulan soğanlara bir kaşık salça ilave edilerek tekrar kavrulur. Bu kavurmanın üzerine kabarmış yarma ilave edilerek yeniden kavrulur ve ateşten alınarak servis yapılır.

Patetes bezdirmesi
Malzemesi:Patetes, düğü, toz biber, yağ, soğan,nane,tuz, maydonoz.
Yapılışı:Önce patetes haşlanır. Daha sonra haşlanan patetes soyularak bir tepside yoğrulur. Tava içerisinde soğanlar ince ince doğranır ve kavrulur. Bu kavurma pateteslerin üzerine dökülür. Ayrıca düğü, toz biber, maydonoz, nane katııp tekrar yoğrulur. Yuvarlak beziler haline getirilir, altı yağlanmış tepsiye dizilerek fırına sürülür.

Öğelemeç aşı
Malzemesi:Öfelenmiş hamur,tuz,ve özenmiş bir miktar yoğurt.
Yapılışı:Bir kap içinde hamur sertçe yoğrulduktan sonra arpa tanesi büyüklüğünde öfelenir.Bir tencereye su koyup kay- natılır. Kaynayan bu suya öfelenen hamur dökülür, tuz ilave edilir, köpüğü geçinceye kadar kaynatılır. Kaynadıktan sonra ateşten indirilir, soğumaya bırakılır. Üzerine özenmiş yoğurt dökülerek servis yapılır.

Sülük aşı
Malzemesi:Hamur, yağ, soğan,salça,nane.
Yapılışı:Kesme mantı gibi hazırlanmış olan hamnur tahta üzerinde oklava ile açılır. Kalınlığı yaklaşık bir bıçak kalınlığında olmalıdır. Açılan parçalar üst üste konularak beş santim eninde parçalar halinde kesilir. Bu parçalar tekrar üst üste konularak yarım santim eninde doğranır. Tencereye su ve yeterince tuz atılır, su kaynatılır. Kaynamış suya doğradığımız hamur atılarak köpüğü geçene kadar kaynatılır. Bir tavada yağ eritilir ve doğranan soğanlar pembeleşinceye kadar kavrulur. Bir kaşık salça ilave edilip tekrar kavrulur. Ayrıca bu kavurmaya nane ilave edilerek önceden pişirdiğimiz çorbanın üzerine dökülür, karıştırılır ve servis yapılır.

Yarma aşı
Malzemesi:Yarım kilo yarma, ayran için yoğurt, nane,tuz.
Yapılışı:Yarma ocakta haşlanır. İndirildikten sonra üze- rine soğuk su ilave edilir. Başka bir kapta yoğurt ayran haline getirilir. Haşlanan yarmadan 6-7 kaşık üzerine dökülerek karıştırılır. Nane ve tuz eklenerek servis yapılır.

Tırkış
Malzemesi:Bir miktar bağ yaprağı,bir büyük soğan,iki ka- şık tereyağı, bir kaşık salça, bir tatlı kaşığı toz biber,bir çay kaşığı karbiber, 250 gr. kuşbaşı, bir çay bardağı yağ, yarma.
Yapılışı:Yaprak iyice yıkanarak haşlanır, kıyılıp hazır- lanır. Tencerede et ve yağ kavrulur, üzerine soğan dökülerek tekrar kavrulur. Salça , karabiber,toz biber ve yarma ilave edilerek karıştırılır. Hazırlanmış yaprak eklenir, karıştırı- larak kavrulur. Alabildiği kadar su ilave edilerek pişirilir ve sıcak sıcak servise sunulur.

Yaprak
Malzemesi:Bir miktar bağ yaprağı,pirinç,bulgur,kıyma,so- ğan, tuz, salça,maydonoz, karabiber, domates.
Yapılışı:Kıyma, pirinç, bulgur, toz biber,kara biber,tuz yağ, doğranmış soğan, kıyılmış maydonoz bir kap içerisinde i- yice karıştırılır. Yaprak tek tek alınarak içerisine,hazırla- mış olduğumuz içten konularak sarılır. Sonra tencereye yatay şekilde dizilir.Üzerine hafif zeytinmyağı ve biraz limon gez- dirilerek su ile doldurulur ve pişirilir.

Üzümlü
Malzemesi:250 gr. nohut, 1 kg. üzüm, iki kaşık tereyağı, yarım kilo et, bir kaşık un, 3 lt.su, iki su bardağı pekmez ve biraz tuz.
Yapılışı:Nohut önce haşlanır.Üzüm ve et birlikte kaynatılır. Başka bir kapta yağ ile un kavrulur. Kızarmış hale ge- lince kaynayan suya ilave edilir. Üzüm kabarıp şişene kadar kaynatılır. Pişince servise hazırdır.

Bazlama
Malzemesi:Bir miktar un, tuz, su, hamur mayası.
Yapılışı:Un bir leğene konularak, yarım çorba kaşığı tuz yarım çorba kaşığı maya ilave edilir, biraz cıvıkça yoğrulur. Sabaha kadar mayalanması beklenir. Bu hamurdan alınan küçük beziler oklava ile 1 cm. kalınlığında yuvarlakça açılır. Kız- gın sacın üzerinde pişirilerek servise hazır hale gelir.

Dızman
Malzemesi:Mayalı hamur,bir çay bardağı sıvı yağ, bir yu- murta, iki su bardağı yoğurt.
Yapılışı:Mayalı hamurdan elma büyüklüğünde alınan parça- lar tahtanın üzerinde yuvarlanarak uzatılır. Bunlar ince ince kesilir ve yağlanmış tepsi üzerine düzenli bir şekilde dizi- lir. Başka bir kapta yağ ile yoğurt iyice karıştırılır. Bu karışım tepsinin üzerine dökülerek sürülür. Tepsinin üzeri kızarıncaya kadar fırında pişirilir ve servis yapılır.

Homaç
Malzemesi:Peynir, soğan,kırmızı biber, yağ, mayasız yoğ- rulmuş hamur.
Yapılışı:Peynir, soğan, kırmızı biber ve yağ karıştırılır. Hamur ovalanarak merdane büyüklüğünde uzatılır. Arası açılır ve hazırlanan iç buraya doldurulur, daha sonra kapatı- lır. Tandır ateşi közüne gömülerek pişirilir.
"İçi kıymalı ve soğanlı ekmeklere gömme adı verilmiştir. Selçuk çağının başlarında rastladığımız kömeç deyimi ise;"kü- le gömülerek pişirilen çörek veya ekmek" olarak adlandırılmıştır. Yine Ahmed Vefik Paşa'da geçen gözlemeç,bazlamaç,omaç gömeç deyimleri de Farsça olmayıp Türkçe'dir(3).
Yahyalı'da tandırdaki köz içine gömülen, merdane şeklin- de çoğu kez içine hiçbir şey konmadan pişirilen ekmeklere "homaç, hommaç " denir. Bu yukarıdaki gömeç ve homaçtan başka bir şey değildir.

Oğalama
Malzemesi:Bir miktar yufka, iki kaşık tereyağı, üç yumurta.
Yapılışı:Yufkanın orta yerleri kırılarak hafifçe sulanır Tavaya iki kaşık tereyağı ve üç yumurta konur, karıştırılır ve pişirilir. Sulanmış yufka pişmiş yumurtaya karıştırılıp hafif ateşte biraz daha pişirildikten sonra servis yapılır.

Sıkmaç
Malzemesi:Bir miktar mayalanmış hamur, çökelik veya peynir.
Yapılışı: Hamur bazlama haline getirilir. İçine isteğe bağlı olarak çökelik veya peynir konarak yuvarlanır, sıkılır ve yenir.

Ağda
Malzemesi:Pekmez
Yapılışı:Pekmez çokça kaynatılarak koyu hale getirilir, kahvaltılık olarak servis yapılır.


Dolaz
Malzemesi:Bir su bardağı zeytinyağı, üç bardak pekmez, bir su bardağı nişasta.
Yapılışı:Zeytinyağı tavada yakılır. Pekmez ve nişasta karıştırılıp çırpılır ve yağın üzerine dökülür. Karıştırılarak pişirilir ve servise sunulur.

Gosgos helvası
Malzemesi:Bir kase un, bir kase yağ,bir buçuk kase pekmez.
Yapılışı:Yağ eritilir ve unun içerisine karıştırılarak kavrulur. Pekmez bu karışımın içine dökülür, karıştırılır. Sonra ceviz büyüklüğünde avuç içinde sıkılarak servis yapılır.

Kıvırma
Malzemesi: Yarım kilo un,iki adet yumurta, tuz,süt,bir miktar dövülmüş ceviz, yağ ve şeker.
Yapılışı:Un, yumurta,tuz,süt karıştırılarak hamur haline getirilir. Ceviz büyüklüğünde beziler alınarak hamur oklava ile çok ince bir şekilde açılır. Açılan yufkanın arasına dövülmüş ceviz, bir parmak kalınlığında dizilir. Bu yufka tekrar içi ile birlikte oklavaya sarılır ve kenarından sıkıştırılarak oklava çıkartılır. Kıvırmalar yağlanmış tepsi içine düzgün bir şekilde dizilir. Daha sonra bu dizimler dilim dilim kesilir. Tava içerisine biraz yağ konur ve eritilir. Bu yağ tepsinin üzerine dökülür. Orta ateşli fırına verilir.Pişdikten sonra üzerine şiresi dökülür ve servis yapılır.

Köfter
Malzemesi:Pekmez, nişasta, mısır unu
Yapılışı:Pekmez şerbetinin içereisine nişasta ve az mik- tarda mısır unu karıştırılarak, ateş üzerinde, muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Daha sonra sininin üzerine bir iki santim kalınlığında dökülür. Katılaşınca dilimler ha- linde kesilir ve bir bez üzerinde kurutulur.Köfterimiz servise hazırdır.

Yağla pekmez
Malzemesi:Bir bardak su, pekmez,bir kaşık tereyağı ve öğelenmiş yarım yufka.
Yapılışı:Su, pekmez ve yağ bir tencerede kaynatılır.Öğe- lenmiş yufkanın üzerine dökülerek sıcak sıcak servis yapılır.

Sütlü
Malzemesi:1 kg. süt, bir su bardağı pirinç, 1 lt.su,yarım çay kaşığı tuz, yeteri kadar şeker.
Yapılışı:Suyun içine pirinç konur ve beş dakika kaynatı- lır. Tuz ilave edildikten sonra karıştırılarak pişirilir.Daha sonra süt katılarak tekrar pişirilir. Şeker eklenerek ateşten indirilir servis için soğumaya terkedilir.  

Nöbetçi Eczaneler

MAYIS AYI Nöbetci Eczane Listesi
Tarih Eczane Adı: Adresi: Telefon: Semt:
1.04.2012 Şahin Eczanesi Kayserı Cd. No:15/Yahyalı (352) 611 3225 Seydili Mah.
2.04.2012 Şenel Eczanesi Kayserı Cad. No:15/Yahyalı (352) 611 9171 Gazibeyli Mah.
3.04.2012 Şifa Eczanesi Kayserı Cd. No:24 / Yahyalı (352) 611 9138 Gazibeyli Mah.
4.04.2012 Deva Eczanesi Şehit Osman Kirik Cad. No:9 / Yahyalı (352) 611 9311 Gazibeyli Mah.
5.04.2012 Yahyalı Eczanesi Kayserı Cad. No:6 / Yahyalı (352) 611 3492 Gazibeyli Mah.
6.04.2012 Yeni Işık Eczanesi Osmanlı Apt. No:2/C - Yahyalı (352) 611 3180 Gazibeyli Mah.
7.04.2012 Gülşah Eczanesi Y Devlet Hastanesi Karşısı / Yahyalı (352) 611 4509 Gazibeyli Mah.
8.04.2012 Bilici Eczanesi Hast. Cad. No:8 - Yahyalı (352) 611 8855 Gazibeyli Mah.
01.05.2012 İrfan Eczanesi Kayseri Cad.Cezaevi Sok. No:5 - Yahyalı (352) 611 9300 Gazibeyli Mah.
02.05.2012 Kerem Eczanesi PTT Cad.24/A Yahyalı (352) 611 9219 Gazibeyli Mah.
03.05.2012 Merkez Eczanesi Hastane Cad. No: 12 Yahyalı (352) 611 3093 Gazibeyli Mah.
04.05.2012 Şahin Eczanesi Kayserı Cd. No:15/Yahyalı (352) 611 3225 Seydili Mah.
05.05.2012 Şenel Eczanesi Kayserı Cad. No:15/Yahyalı (352) 611 9171 Gazibeyli Mah.
06.05.2012 Şifa Eczanesi Kayserı Cd. No:24 / Yahyalı (352) 611 9138 Gazibeyli Mah.
07.05.2012 Deva Eczanesi Şehit Osman Kirik Cad. No:9 / Yahyalı (352) 611 9311 Gazibeyli Mah.
08.05.2012 Yahyalı Eczanesi Kayserı Cad. No:6 / Yahyalı (352) 611 3492 Gazibeyli Mah.
09.05.2012 Yeni Işık Eczanesi Osmanlı Apt. No:2/C - Yahyalı (352) 611 3180 Gazibeyli Mah.
10.05.2012 Gülşah Eczanesi Y Devlet Hastanesi Karşısı / Yahyalı (352) 611 4509 Gazibeyli Mah.
11.05.2012 Bilici Eczanesi Hast. Cad. No:8 - Yahyalı (352) 611 8855 Gazibeyli Mah.
12.05.2012 İrfan Eczanesi Kayseri Cad.Cezaevi Sok. No:5 - Yahyalı (352) 611 9300 Gazibeyli Mah.
13.05.2012 Kerem Eczanesi PTT Cad.24/A Yahyalı (352) 611 9219 Gazibeyli Mah.
14.05.2012 Merkez Eczanesi Hastane Cad. No: 12 Yahyalı (352) 611 3093 Gazibeyli Mah.
15.05.2012 Şahin Eczanesi Kayserı Cd. No:15/Yahyalı (352) 611 3225 Seydili Mah.
16.05.2012 Şenel Eczanesi Kayserı Cad. No:15/Yahyalı (352) 611 9171 Gazibeyli Mah.
17.05.2012 Şifa Eczanesi Kayserı Cd. No:24 / Yahyalı (352) 611 9138 Gazibeyli Mah.
18.05.2012 Deva Eczanesi Şehit Osman Kirik Cad. No:9 / Yahyalı (352) 611 9311 Gazibeyli Mah.
19.05.2012 Yahyalı Eczanesi Kayserı Cad. No:6 / Yahyalı (352) 611 3492 Gazibeyli Mah.
20.05.2012 Yeni Işık Eczanesi Osmanlı Apt. No:2/C - Yahyalı (352) 611 3180 Gazibeyli Mah.
21.05.2012 Gülşah Eczanesi Y Devlet Hastanesi Karşısı / Yahyalı (352) 611 4509 Gazibeyli Mah.
22.05.2012 Bilici Eczanesi Hast. Cad. No:8 - Yahyalı (352) 611 8855 Gazibeyli Mah.
23.05.2012 İrfan Eczanesi Kayseri Cad.Cezaevi Sok. No:5 - Yahyalı (352) 611 9300 Gazibeyli Mah.
24.05.2012 Kerem Eczanesi PTT Cad.24/A Yahyalı (352) 611 9219 Gazibeyli Mah.
25.05.2012 Merkez Eczanesi Hastane Cad. No: 12 Yahyalı (352) 611 3093 Gazibeyli Mah.
26.05.2012 Şahin Eczanesi Kayserı Cd. No:15/Yahyalı (352) 611 3225 Seydili Mah.
27.05.2012 Şenel Eczanesi Kayserı Cad. No:15/Yahyalı (352) 611 9171 Gazibeyli Mah.
28.05.2012 Şifa Eczanesi Kayserı Cd. No:24 / Yahyalı (352) 611 9138 Gazibeyli Mah.
29.05.2012 Deva Eczanesi Şehit Osman Kirik Cad. No:9 / Yahyalı (352) 611 9311 Gazibeyli Mah.
30.05.2012 Yahyalı Eczanesi Kayserı Cad. No:6 / Yahyalı (352) 611 3492 Gazibeyli Mah.
31.05.2012 Yeni Işık Eczanesi Osmanlı Apt. No:2/C - Yahyalı (352) 611 3180 Gazibeyli Mah.

Şehitlerimiz

İz Bırakanlar

y

Şairlerimiz

Yahyalılı Şairlerimiz

Sadık Dede (İpekçi)(1854-1914)

1270(M.1854)'de doğmuş, 1330 (M.1914)'de vefat etmiştir. Ana adı Dudu, baba adı Halil olan şairin Sadık Dede mahlası ile yazdığı şiirler ne yazıkk ki kaybolmuştur. Ancak çok sevilen "Horoz Kayası" adlı şiiri ile değişik şiirlerinden bir iki dörtlük günümüze ulaşmıştır.

Horoz Kayası

Çokça mağrurlanma Horoz kayası
Sur-u İsrafil'i duyarsın birgün.
Mağrur olanların hasmı Allah'tır
Hallac-ı Mansur'a dönersin birgün.

Görmen mi karşına kale yapılmış
Emri Hak'la hep daşları dökülmüş
Hicret edip ahalisi çekilmiş
Düz ova şekline girersin birgün.

Etrafı cihanın ya neden çukur
Altın, gümüş sanma madenin bakır
Herşeyi nakşi fenni fin nukur
Toz olur havada dönersin birgün.

Tevfik Efendi

Birkaç vilayette namın gezerdi
Elvan türlü yazıları yazardı
Nice alimlerin hükmün bozardı
Kul elinden getti Tevfik Efendi.


Muavin, mustantık keşfe geldiler
Köylülerden birer birer sordular
Gusledip defnine karar verdiler
Kul elinden getti Tevfik Efendi.

Gelin

Gelip geçtiğin Kössüoluğu
Gonup göçtüğün Yılandeliği
Yok mu heybenizde çörek beliği
Nereye gidiyon ey nazlı gelin?

Ayrılık

Suna boğazı da bir hayli çeker
Kürsiyen'e vardım göç gater gater
Eşinden ayrılmış bir keklik öter
Eşinden ayrılanın hali böylolur.

Erenler

Cem olmuş oraya oniki pirler
Bir taraf durmuşlar,kırklar yediler
El sürme harama gayri dediler
Gösterdiler bana Hızır İlyas'ı.


Aşık Şemsi(Abdullah Bahçıvan) (1904-1991)

1904 Yılında Yenice mahallesinde doğan Abdullah Bahçıvan evlerde, çocuklara namazlık sureleri okutur, zaman zaman da nazım şeklinde nasihatler yapardı. Tasavvuf, tarikat ve sosyal muhtevalı şiirlerini, piyasa destanı haline getirerek halkın istifadesine sunan şair, Şemsi mahlasını kullanmıştır. Geçimini çiftçilik ve bahçecilik ile temin eden Aşık Şemsi, 18 Mayıs 1991 günü hayata gözlerini yummuştur.

Nasihat

İslam'ın binası savm ile salat
Zenginsin efendi et haccı, zekat
Aşk ile demezsin bir kez şehadet
Bilirsin Şeytanı,cini müslüman.

Anneyi babayı durmayıp döver
Küfreder din, iman, mezhebe söver
Bir de adam sanıp kendini över
Yürü cehenneme , cani müslüman.

Mazlumu ağlatır zulmü sayarsın
Eğriye yardımda dinden kayarsın.
Hadis-i Peygamber vardır, duyarsın
Git sor bir alimden, onu müslüman.

Yılan gibi olup gel soğuk durma
Akrep gibi olup tenimi vurma
Maymun gibi olup oyunlar kurma
Mizana çekerler seni müslüman.

Müzevir, münafık, şeytan askeri
Kapı dinleyenler sağırlık karı
Şerre varır düşer hayrın firarı
Gönlüne doldurmuş kini müslüman.

Kelp ahlaklı olma, insanı kapma
Tilki gibi olup hileye sapma
Yalan şahitlikle gel hatır yapma
Kaptırma şeytana dini, müslüman.

Öküz gibi olup kimseyi süsme
Az bir şeye hemen darılıp küsme
Besmelesiz hiçbir mal yüzüp, kesme
Boşa akıtma o kanı, müslüman.

Şemsi cevher satar alan var ise
Dinleyin ağalar, kalan var ise
Din doktoru vardır, bilen var ise
İlacımız tıbbi, fenni müslüman.

Aşık Şemsi


H.Hasan Dinç (K.S.)(1914-1987)

Yahyalı'nın manevi mimarlarından olan H.Hasan Dinç, aynı zamanda dini, tasavvufi şiirleriyle de tanınmaktadır. Aruz ve hece veznini başarılı bir şekilde kullanan şair, daha çok uyarı ve irşada yönelik dörtlükler söylemiştir. Kalemdar mahlasıyla yazdığı şiirlerinin bir bölümü "Dergahtan Dür Daneleri" adlı kitapta toplanmıştır.

İmanla Gitmek En Büyük Arzu

Almış emraz bütün dışı, içimi
Allah'ım el-aman affet suçumu,
Ahrete imanla gönder göçümü
İman korkusundan duramaz oldum.

Benlik Büyük Tehlike

Kardeş gel benliği bırak
Gerek, gayet temiz yürek
Yakın sanma yol çok ırak
Tedarikin görmek lazım.

Olgunluk Şöhretle Değil

El gördülük yaptın amel
Buzdan kurmuş idin temel
Şöhret ile olmaz kemal
Evlerimi yıktın nefis.

Tevazu ve Gönül Yapma

Mecliste engine otur
Gönül kırma, yap hep hatır,
El suçunu edin setir
Pek ala hoş ahlaktır bu.


İhvanın Derdiyle Hemdert

Kiminiz eviyle etmiyor geçim
Ailesi ağlar ne ola suçum
Düşündüm sizleri, ağardı saçım
Soğuk vurdu bahçem, gülüm kalmadı.


Ve Reçete

Evvela ilim olmalı
Amel nehrinden dolmalı
İhlas bahrine dalmalı
Bu işe ihtimam gerek.
H.Hasan Dinç


Aşık Elvan (Ali Yıldız) (1929-1979)

Baba adı Emrullah, ana adı Nazlı'dır. 3 Temmuz 1929'da doğan şairin ailesi Kars'ın Arpaçay ilçesinden gelerek Yahyalı'nın Seydili Mahallesi'ne yerleşmiştir. Uzun süre Yahyalı cezaevinde gardiyan olarak görev yapan Aşık Elvan, dışarıdan gelen aşıklarla kahve sohbetlerinde bulunmuş, halka açık atışma ve yarışmalar yapmıştır. Saza hakimiyette de iyi olan şair, bilhassa irticali söyleyişlerde üstünlüğünü kabul ettirmiş güçlü bir ozan olmasına rağmen ne yazık ki edebiyat dünyasınca tanınamamıştır.

Aşıklık geleneğini çok iyi bilen ve devam ettiren Elvan önceleri sosyal, sonraları dini ağırlıklı deyişlerini bir kitap haline de getirememiştir.Ömrünün son kısmını Almanya'da geçirmiş, hac farizasını yerine getirdikten sonra, genç dene- bilecek bir yaşta 18 Ekim 1979 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Kabe Üzerine

Yüklendim sırtıma cümle isyanım
Huzura eli boş vardım efendim.
Kalmadı aklımda canım, vatanım
Başka bir aleme girdim efendim.

Hacer'ül Esved'e koydum başımı
Yattım da yerlere sürdüm döşümü
Silemedim gözden akan yaşımı
Tavaf ettim döndüm, durdum efendim.

Makam-ı İbrahim'de ben namaz kıldım
Halil-i Rahman'dan çok ibret aldım
Halakaya girdim, cemaat oldum
Sağa sola selam verdim efendim.

Çok gece Harem'de boynumu büktüm
Ah-ı enin edip gözyaşı döktüm
Altın oluğunda yere diz çöktüm
Allah'ıma çok yalvardım, efendim.

Mescid-i Merve'ye çok uzak kaldık
Çadırda, camide namazı kıldık
Cami sala yaptık cemaat olduk
O beldede vakfe yaptım efendim.

Lebbeyk ile girdim Selam babından
Bakamadım Beyt'e ben hicabımdan
Öptüm Beytullah'ın nur nikabından
Yüzümü yerlere sürdüm efendim.

Şamdan etrafında pervane gibi
Durmadan dolandım divane gibi
Dünyayı unuttum mestane gibi
Kucakladım Beyt'i sardım efendim.

Tavafı bitirip zemzeme geçtim
Kalbe şifa dedim doldurdum içtim
El Sa'y da yürüdü,ben ise uçtum
Koştum,koştum,koştum,durdum efendim.

Arafata çıktık bir cuma günü
Başlamıştı mü'minlerin düğünü
Gören göz sanırdı mahşer o günü
Ölmeden kefine girdim efendim.

Akşam geçer geçmez hareket ettik
Hep Müzdelife'nin yolunu tuttuk
Ordan taş topladık Mina'da attık
Şeytan-ı nefsime vurdum efendim.

Attık,attık o şeytanı taş kestik
Pazarlardan kurban aldık baş kestik
Berber bulduk traş olup saç kestik
Böyle bir murada erdim efendim.

Gündüz Beytullah'da Mina'da gece
Gittim geldim böyle üç gün üç gece
Veda tavafıyla son verdik hacca
Toplayıp yükümü dürdüm efendim.

Çok muhteşem şehir, bir şirin belde
Muhammed kokuyor her esen yelde
Çarşıda, pazarda,yürürken yolda
Ses dinledim,kulak verdim efendim.

Süzüldüm kapıdan girdim içeri
O'nda idi kainatın didarı
Toplanmış yanında sevgilileri
El bağlayıp selam verdim efendim.

Tuttum Şebeke-i Rasulullah'tan
Dedim geliyorum ben Beytullah'dan
Yalvardım şefaat bana, Allah'tan
İsyanımı açıp serdim efendim.

Gözle selam verdim hemen ağladı
Sardı kollarını bana bağladı
Dört gözü dört çeşme akdı, çağladı
Böyle bir nacivan, gördüm efendim.

Bir müddet biz böyle ağladık durduk
Bir ateşle iki gönül kavrulduk
Kolumuzu yavaş yavaş ayırdık
O kol öyle kalsa derdim efendim.

Gittim Beytullah'a farz tavafına
Sığındım Sultan'ın yüce affına
Ah bir katsa hacc-ı mebrur safına
O zaman murada erdim efendim.

Yeni bir yolculuk başladı bizde
Gözde sevinç yaşı, tebessüm yüzde
Salat-ı selam ile sahrada,düzde
Şehr-i Muhammed'e vardık efendim.

Şehre girdiğimde öğle yakındı
Çok geçmedi hemen ezan okundu
Yeşil kubbe gözlerime dokundu
Koşup Sultanım'a vardım efendim.

Mihman oldum O Sıddık-i Ekber'e
Hayran kaldım adaletli Ömer'e
Derdimi arzettim ulu hünkara
Neler,neler, neler sordum efendim.

Gece yarım idi ne idi aceb
Baktım sağ yanımda bir zayıf Arap
O da benim gibi bitkin ve harap
Hafif ondan yana döndüm efendim.

Aşktan sarhoş olduk orada,o an
Aramızdan geçmiş bir hayli zaman
O benden anlamaz ben ondan lisan
Göz göze konuştuk durduk efendim.

Sorduk kimliğini bir Pakistan'lı
Elvan da Türk oğlu, bir Türkistan'lı
Ama aynı inanç aynı imanlı
O'nun ile kardeş olduk efendim.

Elvan böyle oldu hacı, efendim
Mevlam eylemesin acı efendim
Ey benim başımın tacı efendim
Neler gördüm neler duydum efendim.
Aşık Elvan


Yaşar Fidan (1935-1983)

10 Mart 1935 tarihinde Yahyalı'nın Kopçu köyünde doğmuştur. Babası Sait, annesi Emine'dir. İlkokulu köyünde bitiren şair çiftçilikle uğraşmış, küçük yaşlarda başladığı kitap okuma ve yazma alışkanlığını ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür.
Dini, milli ve sosyal muhtevalı hicviyeleriyle başarılı bir ozandır. Saz da çalabilen aşık, çevreden gelen aşıklarla başarılı atışmalar yapmıştır.Çok sayıda şiir yazmasına rağmen bunları bir kitapta toplayamamış olan Yaşar Fidan, 29 Haziran 1983 günü, kalp yetmezliğinden vefat etmiştir.

Muhtaç Ol da Gör

Elinde olunca dostun çoğalır
Halden anlamaza muhtaç ol da gör .
Yokluğa düşersen her işin kalır
Dilden anlamaza muhtaç ol da gör.

O güleç yüzüne gahir gösterir
Bir damla su desen nehir gösterir
Sohbette bal olsa zehir gösterir
Baldan anlamaza muhtaç ol da gör.

Bütün umutları ateşe yakar
Acı konuşarak gönlünü yıkar
Dönüşü zor olan bir yola sokar
Yoldan anlamaza muhtaç ol da gör.

Fidan kaderine kendin yatırır
Aklını fikrini bu dert götürür
Gelir tam gönlüne diken batırır
Gülden anlamaza muhtaç ol da gör.


Yeme Sakın

Alimin elinden zehirleri iç
Cahilin elinden bal yeme, sakın
Uzaktır menzilin olacaksın hiç
Hedeften gayriye yol yeme, sakın.

Uyanmaz cahiller uyur da uyur
İster davul ister,zurna çal duyur
İrfan sofraları açıktır, buyur
Gaflet hamurunu gel yeme, sakın.

Kulluğunu tanı,zikret Allah'ı
Sahib-i edeb ol yok et günahı
Arşı deler geçer mazlumun ahı
Yetimin elinden mal yeme, sakın.

Gönlünü kanaat süsüne bezet
Fidan'ım acize elini uzat
Helal ye helal iç hukuku gözet
Haram çanağından yal yeme, sakın.
Yaşar Fidan

Mehmet Büber(1937- )

1937'de Yahyalı'da doğan şair, 1949'da ilkokulu bitirdi.Gözlerine müptela olan ilkbahar nezlesi yüzünden tahsiline devam edemedi. Halen çiftçilik ve bakkaliye ile iştigal eden Mehmet Büber, övgü ve yergi türündeki şiirleriyle başlattığı şairlik hayatını milli ve manevi muhtevalı çalışmalarıyla devam ettirmektedir.

Anne

Sendeki sevginin nedir kaynağı
Öyle tatlısın ki Kevser ırmağı
Bütün insanların tek dayanağı
Bizlere can katan canansın anne.

Görmesem duramam bir vatan gibi
Dertli gönlümüzün sensin tabibi
Kara günün, iyi günün sahibi
Üstümüze kanat gerensin anne.

Altmışa varsak da çocuğuz hala
Okşamak istiyon hep sevgi ile
Evlat bülbül, ana benziyor güle
Bizlere ilk aşkı verensin anne.

Bilhassa bebekken verdiğin hizmet
Çektin bizim için çok büyük zahmet
İnkar edilir mi o yüce rahmet
Bulunmaz kıymetin, cevhersin anne.

Hava yağmur, güneş toprağın canı
Analar veriyor et ile kanı
Evlada ayırmış bütün zamanı
Bize hava, yağmur, güneşsin anne.

Sendeki o hasret ciğerde tüter
Uzakta yakında bizlere titrer
Duası, sevgisi, o bize yeter
Evliya gibisin, erensin anne.

Cihana sığamaz yücedir başın
O kadar tatlı ki ekmeğin, aşın
Seksene, doksana varsa da yaşım
Bizleri bir çocuk görensin, anne.

İşte büyümedik sevgilerinde
Çocuk yaşıyoruz hayallerinde
Arzun, olmamızdır emirlerinde
Hala bize emir verensin, anne.

Şu Mehmet Büber'in aşıktır sana
Ne olur hakkını helal et bana
Ver elin öpeyim ben, kana kana
Bulunmaz emsalin sen teksin, anne.
Mehmet Büber


Abdullah Parlak(1944- )

1944 Yılında Yahyalı'da doğdu. İlk ve ortaokulu Yahyalı'da tamamladı. Mimarsinan İlköğretmen Okulunu bitirdikten sonra Bünyan, Zara ve Yahyalı'nın köylerinde öğretmenlik yaptı. 1971 Yılında Bursa Eğitim Enstitüsü'nün Türkçe Bölümü'nden mezun olarak Kayseri Mimarsinan Öğretmen Okulunda edebiyat öğretmenliği ve eğitim şefliği görevlerinde bulundu.

Yahyalı Yahyagazi Lisesi müdürlüğü ile Ankara'da çeşitli liselerde yöneticilik yaptı. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Edebiyat Bölümünü de bitiren Abdullah Parlak, Ankara Atatürk Anadolu Lisesi müdürü iken emekli oldu.

Aşk, güzellik, tabiat ve sosyal muhtevalı şiirleri bulunan şair-eğitimci Abdullah Parlak, bu şiirlerinin bir kısmını 1972 yılında yayımladığı "Çöktü Üstüme Dünya" adlı kitapta toplamıştır.

Arada Vatan Var

Kardeştik
Düşmanımız düşman
Dostumuz dosttu
Kardeştik
Başımızda han vardı

Dinlerdik.
Cephede düşman vardı
Öl dense
Yürekte iman vardı
Ölürdük.

Düşman vardı
Kosova'da Niğbolu'da, Mohaç'ta
Oluk oluk kan vardı
Bizans'a diz çöktüren
Sultan vardı.

Gökte ay, yıldız vardı
Hakikat vardı hakla
Üç kıtada dalga dalga bayrakla
Dünya dardı.
Uyurduk, uyandık bu karanlık düşden

Kardeştik. Düşman olduk
Devrim dedi, devrim dedi,
Çekti silahını bana
Gözlerinde kızıllığı
Ağzında salyası vardı.

Durdu, vurdu, kırdı,
Tam onbir kez,
Onbir kez öldüm vatan için,
Düşman var,
Ankara'da İstanbul'da kan var.

Şehitler yatağı Anadolu'ma
Adım başı çelme takan var.
Kırım'da, Kıbrıs'ta ağlayan,
Ağlayan var.
Düşman var.

Kardeştik,
Ankara'da, İstanbul'da kan var
O'na kardeş diyorsam
Bil ki;
Arada vatan var!
Abdullah Parlak


Mehmet Özgün (1952- )

Osman oğlu Mehmet Özgün, 1952 yılında Yahyalı'nın Tombaklı mahallesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Yahyalı'da tamamlayan şair, tahsiline devam edemedi. Halen esnaflıkla iştigal etmekte olup dini muhtevalı şiirlerini, 1966 yılında yayımladığı "İman Sesi" adlı kitapta toplamıştır.

Kendine Gel

Artık güneş batıp gider
Uyan kardeş kendine gel,
Müslüman ibadet eder
Biraz çabuk kendine gel.

Sen müslümansın, müslüman
Bu zaman bir ahir zaman
Sonunda sen verme aman
Vaktin varken kendine gel.

İşleyip günaha doyan
Hırsız olup adam soyan,
Ben de müslümanım diyen
Doğru söyle, kendine gel.

Elin ırzına göz diken
Yetim ciğerini, yakan
Çıplak kadınlara bakan
Bırak onu, kendine gel.

Hak rızasını bulmayan
Ömründe namaz kılmayan
Büyükten himmet almayan
Kıl namazı kendine gel.

Yaşı altmıştır, kudurur
Çok yetime darbe vurur.
Mehmet Özgün söyler durur
Sözüm dinle, kendine gel.
Mehmet Özgün


Yağmur Tunalı (Abdullah Postallı) (1954- )

Asıl adı Abdullah Postallı olan şair, edebiyat dünyasın- da Yağmur Tunalı imzası ile tanındı. 1954'de Yahyalı'nın Yenice mahallesinde doğdu. Atatürk ilkokulunu bitirdikten sonra Kayseri İmam-Hatip Lisesi'nde okudu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Filolojisi bölümünden me- zun olan şair, halen TRT'de yapımcı olarak çalışmaktadır. Şiirleri başta Türk Edebiyatı olmak üzere çeşitli dergilerde yayımlanmaktadır.

Sayıklamalar-I

Kapıdan döndü-apansız-girecek sandığımız
Bir güzel besteyi seslendirecek sandığımız.

O huzur, ses ve sükut içre gülüşlerdi bize
Her seherden iri güller derecek sandığımız.

Anne koynunda gibiydik, öper okşardı hayat,
Ki uçuşlardı, kanatlardı ipek sandığımız.

Ve zaman sahnesi boş şimdi... saatler öksüz...
Yine balsız... arısız kaldı petek sandığımız.

Ne şafaklarda o mana, ne gülüş var,ne de haz,
Gitti madem ki ömürler sürecek sandığımız.

Seneler sonra, nihayet, yüzümüz gülse, fakat,
Kendi yorgun, bizi dinlendirecek sandığımız.

Hep alanlarla geçen günleri kim tersyüz eder?
Bekleriz yılları, kimdir, verecek sandığımız?

Susarız sevmeye lakin, taşa rahmet okutur,
Gün gelip uğruna ölsek de çiçek sandığımız.

Biz bu hengamede bazen şaşırıp sormadayız,
Acaba şeytana benzer mi melek sandığımız.

Kimbilir, nerde bahar...nerde cömert yazlarımız
Nerdedir menzile bir gün erecek sandığımız.

Ne yazık, görmedi gözler:Ne kanat var, ne ufuk,
Bekleriz gözleri, hala, görecek sandığımız.


Sayıklamalar-II

"Kim ki layıktır, o gelsin ve buyursun" dediler:
Öpecek bir dudak istermiş, etek sandığımız.

Görelim bekliyoruz, bir öpüş ahengini biz
Yine doğsun güneş, açsın da çiçek sandığımız.

Diyoruz hep bir ağızdan, başı sensin, sonu sen!
Ya ilahi, yeter artık bitecek sandığımız!

Yiğidin harmanı elbet bu vatandır diyoruz,
Söylesin son sözü, madem şu yürek sandığımız!
Yağmur Tunalı


Mikail Tunç (1957- )

Yahyalı'nın Dikme köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Yahyalı'da tamamlayan şair, 1978'de Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldu. Uzun süre Yahyalı Yahyagazi Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Edebiyatımızda ikinci yenilerden Sezai Karakoç ve İsmet Özel'den etkilenen şairin şiirleri başta Türk Edebiyatı olmak üzere çeşitli dergilerde yayımlanmaktadır.

Güvercinler Kıyamda

Kalbini dinle dünyanın
Sükutunda gecenin mahremi
Bir sır saklar, önünde Ebubekir
Titrek bakışlar
Namlu olur
Gezinir karanlık mağara duvarlarında.


Bir yay gerilir

Bir nur sarkar karanlıktan
İnsan döner
Zaman döner ve melekler...
Tutkular hicret olur
Düğümlenir Medine sokaklarında.


Mekke gergin
Medine sessiz
Bakışlar umut dolu...


Ey ürperten çığlık!
Ey uğuldayan haykırışlar!
Ne olur susun artık!


Bu sabır aşka döner
Bu seher yele
Gölgeler yıkılır birer birer
Zaman kurtuluşa gebe...


Güvercinler kıyamda
Hz. Ali uykuda
Umutlar volkan kesilmiş
Volkan kesilmiş umutlar
Zalimler
Özyurtları
Çok gördüler onlara.


Varsın acemice şahlansın taylar
Varsın yollar çelik halatlarla düğümlensin
Varsın çile tozsun kumlar, ne çıkar?
Hoş geldin ya Rasulallah...

 

Mehmet Postallı (1959 -      )

Kayseri'nın Yahyalı İlçesinde 1959 yılında dünyaya geldi, Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümünden mezun oldu,askerlik dönüşü bir süre esnaflık yaptı ve bir kamu kuruluşundan emekliye ayrılmış bulunan şair evli, Yavuz ve Fatma Betül isminde iki çoçuk, Canan, Fatma Merve ve Elif isimli 3 torun sahibidir. Şiirleri birçok gazete, dergi ve şiir antolojilerinde yayınlanmıştır, çeşitli şiir yarışmalarında 3 birincilik 1 ikincilik, 1 üçüncülük, 5 adet de mansiyon ödülü kazanmıştır. Şiirlerini heceli ve kafiyeli olarak yazmakta olan şairin Toprağa bir Can Düştü ve Can Çiçeğim isimli 2 adet şiir kitabı yayınlanmştır.

Anadolu Hececileri isimli ortak bir şiir kitabı çıkmıştır, Anasam 1 Şiir Antolojisin, Anadolu 2 Şiir antolojisi ve Türk Şairleri Şiir Antolojisi 4 de şiirleri bulunmaktadır.

Toprağa Bir Can Düştü ve Can Çiçeğim isimli şiir kitaplarım Gündüz Yayınevi tarafından çıkartılmıtır.

   
© Yahyalı Net Haber / 2012 Yahyalı - KAYSERİ